Kampüs Kreş Makaleler Logosu

Dijital Dünyanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Dijital Dünyanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Çocuklarımız teknolojinin en aktif olduğu dönemin içinde doğdular. Özellikle pandemi dönemi ve sonrasında dijital dünyanın hem yetişkinler hem çocuklar üzerindeki etkisi arttı. Bebekliklerinden beri tablet, telefon oyunlarına, ellerinde tuttukları ekrandan izledikleri İngilizce veya Türkçe çizgi filmlere fazlasıyla aşinalar.

Kimi zaman biz yetişkinler de bazen eve iş getirmek zorunda kalmak, kimi zaman internet üzerinden alışveriş veya işlemlerimizi yapmak kimi zaman ise günümüzün alışkanlığı olan sosyal medyada vakit geçirmek nedeniyle fazlasıyla ekranlara bakıyoruz. Bu durumda çocuklar hem ekran başında çok vakit geçirmeyi örnek alıp heves ediyorlar hem de normalleştiriyorlar. Zamanla aktif şekilde oynanan oyunlar alışkanlıkları artık tablet ve telefon oyunları olduğu için eskisi kadar cazip gelmeyebiliyor. Kendi hayal güçlerini kullanarak resim yapmak bir şeyler üretmek veya sadece çocukça oyunlar oynamak bile tablette izledikleri şeylere kıyasla daha basit gelebiliyor ve tercih etmeyebiliyorlar. Böylelikle hem sosyal etkileşim ve iletişimden kopuyorlar hem de sürekli hazır sunulan ekrana bakarak pasifize oluyorlar. Ekran ışınlarına maruz kaldıkça hem sağlık açısından etkileniyorlar, hem de uyuma saatleri gecikebiliyor. “Biraz daha… 5 dakika daha bu oyun bitince… “ şeklinde yatma saati ertelenebiliyor ve buna bağlı olarak sabah erken kalkıp okula gelmek zorlaşabiliyor.

Bu yazıyı siz değerli velilerimizle paylaşmamızın en büyük nedeni ; öğrencilerimizden son dönemlerde aldığımız bu konudaki geri bildirimler. Çocuklarımız bizlerle sıklıkla “Öğretmenim tabletime yeni bir oyun indirdim, annemin telefonundan dün …….seyrettim, babamın telefonundan yüklenen oyunlara baktım çok güzel, keşke okula gelmesem evde kalıp hep tablet oynasam ….” gibi paylaşımlarda bulundular. Bunun yanısıra çocuklar söylediklerimizden ziyade yaptıklarımızı örnek aldığı için, anne-babalarının da telefon veya televizyon ile vakit geçirdiklerini gözlemledikleri zaman bu davranışı evde vakit geçirme alışkanlığına çevirebiliyorlar. Anne-babalar çocuklarının ekran başında daha az vakit geçirmesin isteseler de bu her zaman mümkün olamayabiliyor. Çocuklar bazen kendilerine izin verilen sürenin dışına çıkmak için ısrar edebiliyor veya ağlayarak tepki verebiliyorlar. Bu durum çocuk için sağlıklı sınırlarla ilerlemeye çalışan velilere zor anlar yaşatabiliyor. Tablet oyunlarının süresinde , onun yerine koyabilecekleri ve ilgilerini çekebilecek aktiviteler ile ( mutfakta birlikte bir şeyler hazırlamak, lego veya puzzle yapmak, bahçeye veya parka çıkmak … gibi ) onları bu alışkanlıklarından adım adım uzaklaştırabiliriz.

Önemli olan noktalardan biri şiddet içerikli olmaması ve çocuğun tamamen ekrana dalıp gideceği kadar uzun bir süre olmaması. Maalesef şiddet teması digital dünyada çok işleniyor ( Araba yarışında arabaların hızla etrafa çarpması, karakterlerin birbiriyle savaşması ve karşı tarafı yendikçe puan toplaması, boks-dövüş oyunları …. ) Çocuklar bunları oynayıp izledikleri zaman etkilenip oyunlarında birbirlerine de bu hareketleri uygulamaya çalışabiliyorlar. Özellikle tablet telefon süresinin gitgide uzadığı son nesillerde çocuklarda konuşma geriliği ve konuşma güçlüğünün arttığı gözlemlenmiştir. Resimli hikaye kitapları okumak ile bu süreç desteklenebilir.

Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak elbette mümkün değil. Çocuklar yaşına uygun sınırlı sürede ve düzeyde çizgi filmler izleyebilir veya içeriği şiddetten uzak oyunları yine belirli kısa bir süre için oynayabilirler. Süreyi belirlemek için saate alarm kurabilir veya kum saati kullanabilirsiniz.( Örneğin “15 dakika izlemene izin veriyorum ama alarm çalınca bugünlük süremiz bitmiş olacak” gibi ) Okul öncesi dönemde çocukların zaman kavramı henüz tam oturmadığı için, İşitsel veya görsel olarak hissedebildiği izin verilen süreyi kabul etmeleri daha mümkün olacaktır.

Kampüs Kreş Rehberlik Birimi